üst ekstremite derin ven trombozu

Üst Ekstremite Derin Ven Trombozu

Üst ekstremite derin ven trombozu, alt ekstremite derin venöz trombüsleriyle karşılaştırıldığında daha az sıklıkla görülür. Bunun başlıca nedenleri kol toplardamarlarının daha az yer çekimi etkisine maruz kalması, daha az sayıda kapakçıklara sahip olması, daha yüksek miktarlarda pıhtı oluşumunu engelleyen madde (plazminojen aktivatörü) üretilmesi ve pıhtı eritici aktivitenin daha yüksek olmasıdır.

Üst ekstremite derin ven trombozları, alt ekstremite derin ven trombozlarıyla benzer risklere sahip ancak çok daha az bilinen bir durumdur. Bu nedenle özellikle kolda ağrı ve şişlik yakınmalarıyla başvuran genç hastalarda kolda derin ven trombozu tanısı akla gelmeli ve tanı doğrulandıktan sonra bu hastalara yoğun tıbbi ve girişimsel tedavi uygulanmalıdır.

üst ekstremite derin ven trombozu neden olur

Kolda Derin ven trombozu neden olur?

Üst ekstremite derin ven trombozlarının en sık nedenleri; travma, vena kava süperior sendromu, tümör, yabancı cisim, trombositoz, kalp yetersizliği, torasik outlet sendromu ve pıhtılaşma faktör bozukluklarıdır. Günümüzde kolda derin ven trombozu görülme sıklıkla kemoterapi, diyaliz, parenteral beslenme gibi nedenlerle santral kateterlerin kullanımına bağlı olarak artmaktadır. Ayrıca kalıcı kalp pili takılan hastaların takiplerinde hastaların büyük kısmının kol ve boyun damarlarında pıhtılara rastlanmıştır.

Üst ekstremite derin ven trombozlarının önemi bu hastaların bir kısmının asemptomatik olması ve hastaların üçte birinde “akciğer embolisi” görülebilmesidir

Paget – Schrotter Sendromu (efor trombozu veya travmatik aksiller ven trombozu)

Paget- Schrotter sendromu ciddi, zorlayıcı aktivitelerden dolayı genç ve sağlıklı insanlarda kendiliğinden oluşan üst extremite derin ven trombozudur. Bu sendrom torasik outlet sendromunun venöz bulgusudur ve ağır efor sonrasında kol toplardamarının gelişmiş göğüs kasları tarafından baskı altında kalması sonucunda, özellikle de çok kullanılan kolda ortaya çıkar. Ağır efor, özellikle damara mekanik bası varlığında tekrarlayan travmalar ciddi pıhtı gelişimi ile sonuçlanır. Ayrıca kas bantları, köprücük kemiği veya 1.kaburgaya ait anomaliler de üst ekstremitelerde derin venöz tromboza yol açabilir.

“Derin ven trombozu denilince akla ilk uyluk ve bacak damarları gelse de günümüzde kalıcı kateterle yapılan tedavilerin artmasıyla, kolda ve boyunda da derin ven trombozu sık görülmeye başladı.”

Başvuru Semptom ve Bulguları

Üst extremite de derin ven trombozu gelişen hastaların bir kısmı tamamen asemptomatik olabilirken, çoğu hastada ellerde ve kolda şişme, şiddetli ağrı, güçsüzlük, renk değişikliği, yüzeyel kol damarlarında genişleme, boyun ve başta şişme yakınmaları görülür. Eğer koldaki pıhtıdan kopan bir parça kan akımı yönünde taşınır ve akciğer embolisine yol açarsa şiddetli nefes darlığı, göğüs ve sırt ağrısı bulguları oluşur.

Üst Ekstremite DVT Tanısı Nasıl Konur?

Mert Dumantepe San Diego, California üniversitesi

Fizik muayeneyi takiben yapılan görüntüleme yöntemleri tanı koyma aşamasında en önemli araçlardır. Günümüzde en sık kullanılan tanısal görüntüleme yöntemleri; renkli doppler ultrasonografi, manyetik rezonans venografi (MRV), bilgisayarlı tomografi venografi (CTV) ve konvansiyonel kontrast venografi tetkikleridir.

Renkli doppler ultrasonografi

Koldaki ya da bacaktaki derin toplardamarlarda, pıhtının saptanmasında en sık başvurulan yöntemdir. Ses dalgalarını kullanarak, kan ve damar içindeki akımın resmini oluşturma prensibine dayanır. Renkli Doppler ultrasonografi ile DVT tanısı ağrısız, kolay, ucuz ve doğru bir şekilde konulabilir. Ancak karın içindeki damarlar, kalbe yakın ve göğüs boşluğundaki damarların Doppler ultrasonografi ile değerlendirilmesi zordur.

D-dimer testi

Pıhtılaşma sırasında kan içine salınan maddenin ölçülmesi prensibine dayanır. Eğer test sonucunda çıkan değer yüksek ise derin toplardamarınızda pıhtı varlığı yüksek bir olasılıkla doğrulanmış olur. Ancak D-dimer in kanda yükselmesi her zaman DVT tanısı için güvenilir bir anlam taşımaz.

Manyetik Rezonans Venografi

Manyetik rezonans venografi (MRV) yöntemi klasik manyetik rezonans görüntüleme yöntemiyle damar içi görüntüleme olanağı sağlayan anjiografi yöntemini birleştirip, vücuttaki damarlar hakkında detaylı bilgi elde edilmesini sağlar. Manyetik rezonansta oldukça kuvvetli manyetik alanla, radyo dalgaları ile bilgisayarlar yardımıyla detaylı görüntüler sağlanır. Bu yöntemde radyasyon kullanılmaz. Anjiografide olduğu gibi katater yerleştirilmesi de gerekmediğinden, hastalar yapılan işlemden rahatsız olmazlar. Manyetik rezonans gereken planda kesitsel görüntü sağlar. Bu görüntüler bilgisayarda üç boyutlu hale getirilerek, radyolog tarafından yorumlanır. MR venografi, MR anjiografiye göre çok daha fazla titizlik gerektiren üst düzey bir radyolojik görüntülemedir. Özellikle Kronik toplardamar tıkanıklıklarının görüntülenmesinde çok önemli bilgiler vererek ameliyat planlanmasında önemli bir yer alır.

Kontrast Venografi

Bu test, eğer ultrasonografi ile bir sonuç alınamamış ise başvurulan bir yöntemdir. Toplardamarınıza enjekte edilen bir boya yardımı sağlanan görüntülerin incelenmesi temeline dayanır. Boya yardımı ile, toplardamar içerisinde kan akımının olup olmadığı, damarın pıhtıyla nereye kadar tıkalı olduğu saptanır. Venografi eşliğinde aynı zamanda toplardamara uygulanacak girişimsel tedavilerde eşzamanlı uygulanmaktadır.

ÜST EKSTREMİTE DVT TEDAVİSİ

Antikoagülasyon (Kan Sulandırıcı tedavi)

Kan sulandırıcı ilaçlar tedavide çok önemli yer tutarlar. Kan sulandırıcı ilaçlarının pıhtıyı eritici özellikleri yoktur ancak venöz kollaterallerin (yan dallar) açık kalmasını sağlayarak ve pıhtının ilerlemesini önleyerek önemli yararlar sağlarlar. Antikoagülasyonun amacı pıhtının büyümesini, ilerlemesini, embolileri önlemek ve vücudun kendi pıhtı eritici mekanizmaların etkili biçimde çalışmasına olanak sağlamaktır. Bu amaçla standart heparin veya düşük moleküler ağırlıklı heparin ile tedaviye başlanır ve daha sonra oral warfarin INR düzeyi 2- 3 olacak şekilde en az 3 ay kullanılır. Derin venöz trombozların ilk atağında hastalarn çoğuna 3- 6 ay kan sulanıcı tedavi uygulanır. Cerrahi sonrası gelişen derin ven trombozlarında eğer hastanın başka bir risk faktörü yoksa tedavi daha kısa sürelidir (6 hafta ila 3 ay). Devam eden risk faktörleri, tekrarlayıcı derin ven trombozu atakları ya da akciğer embolisi olan hastalarda daha uzun antikoagülasyon önerilir (6- 12 ay).

Son yıllarda hayatımıza giren “Yeni Kuşak Kan Sulandırıcı” (YOAK) denilen direk oral antikoagülanlar (Xarelto, Pradaxa, Eliquis vb.) günde tek doz oral kullanılmaları, düzenli kan tetkikleri ile kan sulanma dozunun ölçümü gerektirmemeleri, ilaç-gıda etkileşimi olmaması gibi özellikleri ile büyük avantajlara sahiptirler. Yapılan çok merkezli ve büyük hasta sayılı çalışmalarda YOAK’ların en az klasik kan sulandırıcılar kadar etkili oldukları, kanama yan etkisi bakımından ise çok daha üstün oldukları kanıtlanmıştır. Ayrıca uzun dönem kullanımda 100 mg Coraspin’den daha az kanama yan etkisine sahip oldukları gösterilmiştir.

üst ekstremite derin ven trombozu tedavisi

Anjiografik Tedavi Seçenekleri

Randevu Alın

Derin Ven Trombozu ve Akciğer Embolisi Tedavisi yeni teknik ve ilaçlarla çok daha etkili

Yaşam kalitenizi yükseltmek ve olası muhtemel çok daha kötü sonuçların önüne geçmek mümkün. Doç.Dr. Mert Dumantepe ile görüşmek ve muayene olarak tedavi sürecinizi başlatmak için bize ulaşın.
Randevu Alın